VATAN POSTASI ☰ Bölümler

Hindistan’da Çiftçiler Barikatları Aştı!


Hindistan’da yüz binlerce çiftçi Kasım ayından bu yana Modi’nin çıkarmak istediği tarım yasalarını protesto ediyor. Delhi’nin çevresinde kurdukları kamplardan ayrılmayan protestocular, “kara yasalar” dedikleri yeni tarım yasalarının derhal kaldırılmasını talep ediyor. Çünkü bu yasayla gıda tekellerinin önü açılıyor ve çiftçilere verilen sübvansiyonlar kaldırılıyor. 26 Ocak günü Cumhuriyet Günü kutlamalarının yapıldığı sırada, Yeni Delhi’ye girmek isteyen çiftçilere polis izin vermedi. Önlerine konulan polis barikatlarını aşan on binlerce çiftçi tarihi Kızıl Kale meydanına girmeyi başardı. Polisin gaz bombaları ve coplarla protestoculara müdahale etmesi üzerine çatışmalar yaşanırken bir protestocu hayatını kaybetti.





Çiftçi birlikleri ve sendikalarla hükümetin 8’inci tur görüşmelerinin ardından Hindistan Yüksek Mahkemesi bir sonraki duyuruya kadar söz konusu tarım yasalarını askıya aldığını açıklamıştı. Ancak çiftçiler “askıya alma” değil yasaların tamamen kaldırılmasını istiyor. Çiftçi birlikleri ile hükümetin 22 Ocakta gerçekleştireceği 11’inci tur görüşmelerinin 5 saat sürmesi planlanırken yarım saatte sona ermiş, müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Çiftçiler yeni tarım yasaları kaldırılana kadar mücadeleye devam etmekte kararlılar.





https://www.aajtak.in/india/news/story/samyukta-kisan-morcha-condemns-action-by-up-police-cutting-off-basic-facilities-protesting-farmers-ghazipur-border-1199413-2021-01-28?jwsource=cl





Kaynak: uidder


Devamı

FHKC: 13. ölüm yıl dönümünde savaşçı, devrimci lider, düşünür ve önder George Habash’ın derslerinden öğreniyor ve anılarını selamlıyoruz!


Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), FHKC’nin kurucularından olan Dr. George Habash’ın 13. ölüm yıl dönümünde bir açıklama yaptı.
FHKC, açıklamasında El-Hekim lakaplı Dr. George Habash için “Arap Milliyetçileri Hareketi ve FHKC kurucusu olan ve mirası dallanarak bir halkın zihninde büyümeye devam eden düşünür George Habash’ı saygıyla anıyoruz” ifadelerini kullandı.





FHKC: “Arap realitesine dair farkındalığıyla sınırları reddeden; halkının mücadelesini, emperyalizm ve siyonizm ile temsil edilen adaletsizliğe karşı uluslararası mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak gören enternasyonalist bir lideri anıyoruz.”





FHKC, açıklamasının devamında “bugün fikrine, pratiğine ve öğrettiği derslere ihtiyaç duyulduğunu” belirterek George Habash’ın üzerinde durduğu en önemli noktaları birkaç madde ile sıraladı:





Arap ve Filistin halk kitlelerinin; merkezi dava olan Filistin davasına bağlılıklarıyla, boyun eğmeyi reddecek, haklarını elde edecek ve kurtuluşlarını sağlayabilecek güce sahip olduklarına inanmak ve güvenmek. Yayılmacı sömürgeci siyonist projenin doğası gereği, sadece Filistin’i değil, bölgenini tamamını hedef aldığını ve ulusal ve milli meselelerin diyalektik bir ilişki içerisinde olduğu gerçeği ile hareket etmek.
Yenilgilere, dönüşümlere ve çöküşlere rağmen siyasi netlik, ilkelere bağlılık ve ‘devrimci dokunulmazlık’ ile silahlanma; devrimci kamp ve müttefiklerle sağlam bir zemine oturma, halkın davasına sıkı sıkıya bağlılık, Filistin’i işaret eden pusulayı bir gün bile kaybetmeme ve devrimiyle birlikte tarihi adaletsizlik ile karşı karşıya kalan Filistin’e dost ve düşman olan kampları tanıma.
Filistin halkının arasında sınıfsal-sosyal eşitsizlik olduğu ve Filistin’in hakiki enerjisinin yarısını temsil eden kadınlar engellendiği sürece, Filistin ulusal kurtuluş mücadelesinin hedeflerini gerçekleştiremeyeceği gerçeği ile; bağımsızlık, Filistinlilerin geri dönüşü ve özgürlük için siyonizme karşı verilen ulusal kurtuluş mücadelesi ile yoksulluğa, sömürüye, ayrımcılığa ve baskılara karşı verilen toplumsal demokratik mücadele arasında yakın bir ilişki kurmak.
Filistin’in ulusal birliğine vurgu. Filistin halkının örgütsel çoğulculuğu çerçevesi içerisinde, ihtilaflar ve farklılıklar ne kadar keskin olursa olsun, farklılığı ilerleme ve gelişme için esas kaynak olarak almak.





( Kaynaklar: FHKC ve Martuba Haber )


Devamı

Antalya Limanı Katarlılara satıldı


1998 yılında özelleştirilen Antalya Limanı'nın 23 yıl sonra bir kez daha el değiştirilerek Katarlılara satış işlemi tamamlandığı duyuruldu. 





İlk kez 1998 yılında özelleştirilen Antalya Limanı, 23 yıl sonra yeniden el değiştirdi. Rekabet Kurulu, Antalya Liman İşletmeleri A.Ş.’nin tek kontrolünün Katarlı QTerminals tarafından devralınması işlemine izin vermişti.





2006 yılında limanı TMSF'den devralan Global Yatırım Holding'in liman iştiraki Global Ports Holding, Antalya Limanı'nın işletme hakkını 140 milyon dolar karşılığında Katarlı QTerminals'e satmıştı.Global Yatırım Holding A.Ş. (GLYHO), dolaylı bağlı ortaklığı Global Ports Holding, limanın QTerminals W.L.L.'ye satışına ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklamada bulundu.





Açıklamada GPH'nin söz konusu satış işlemi ile ilgili bütün ön şartların yerine getirildiğini, gerekli yasal onayların alındığını ve bunun sonucunda Port Akdeniz'in QTerminals'e, daha önceden kamuya duyurulmuş olan 1.033.158.000 TL (140 milyon ABD Doları) şirket değeri üzerinden satışının 25.01.2021 tarihinde tamamlandığını bildirdiği duyuruldu.





Kaynak: gazetefersude


Devamı

FARC siyasi parti adını değiştirdi


Kolombiya’da silahlı mücadeleyi bırakan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) siyasi partisi gelecek yıl yapılacak seçimlerde seçmenlerin karşısına yeni bir isimle çıkacak.





FARC’ın siyasi partisinin yeni ismi “Comunes”, yani Halk oldu. Parti yöneticileri, geçen hafta yapılan partinin ikinci kongresinde yeni ismin oybirliğiyle seçildiğini açıkladı.





Silahlı mücadeleyi bıraktıktan sonra da FARC kısaltmasını kullanan Parti, “FARC isminin toplumun belli kesimlerinde direnç yarattığını kabul ettik. Bu nedenle, kurucularımızın hayal ve ilhamlarını bir araya getiren yeni bir isme karar verdik” açıklamasında bulundu.





2016 yılında Kolombiya hükümeti ile 50 yıllık savaşını sonlandıran bir barış anlaşması imzalayan FARC’ın siyasi parti kurmasına izin verilmiş ve bu partiye 8 yıl boyunca kongrede 10 temsilci garantisi verilmişti.





Kaynak: Avrupa Forum


Devamı

Putin ile Biden arasında ilk telefon görüşmesi: Rusya’nın seçimlere müdahalesi masada


Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın ilk telefon görüşmelerinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i, Moskova’nın seçimlere müdahil olmasıyla ilgili uyardığı belirtildi.





Açıklamaya göre iki liderin görüşmesinde, Rusya’daki muhalif gösteriler ile ABD-Rusya arasındaki nükleer silah anlaşmasının uzatılması da ele alındı. 





Rusya’dan yapılan açıklamada da Putin’in yeni ABD Başkanı’nı tebrik ettiği bildirildi.





Her iki taraf da iletişimde kalma ve ileriye dönük hareket etme konusunda mutabık kaldı.





ABD Başkanı Eski Donald Trump, Putin’e karşı yeterince güçlü duramamakla eleştiriliyordu. Amerikan istihbaratı yetkilileri de Moskova’nın ABD’ye yönelik bazı siber saldırılarda parmağı olduğunu söylüyor.





Eski ABD Başkanı Barack Obama da Rusya’ya karşı zayıf kalmakla eleştirilmişti. Bu eleştirilerin gerekçeleri olarak da Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesine, Ukrayna’nın doğusunu işgaline ve Suriye’ye müdahalesine ABD’nin yeterince sert yanıt vermemesi gösteriliyordu.





Beyaz Saray ve Kremlin telefon görüşmesiyle ilgili ne dedi?





ABD’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “ABD Başkanı Biden, Rusya’nın bize veya müttefiklerimize zarar verecek her türlü eylemine karşı ABD’nin ulusal çıkarlarını savunmak için katı bir duruş sergileyeceğini açıkça ifade etti.”





Beyaz Saray ayrıca, iki liderin SolarWinds siber saldırılarını, Afganistan’da Amerikan askerlerinin öldürülmesi için Moskova’nın militanlara para teklifinde bulunduğu iddialarını ve Aleksey Navalni’nin zehirlenmesini de konuştuklarını duyurdu.





Kremlin açıklamasında ise, Beyaz Saray’ın iki ülke arasında gerilime neden olan bu konuların gündeme gelmesiyle ilgili herhangi bir ifade yer almadı.





Rus yetkililer, Putin’in ‘Rusya ile ABD ilişkilerinde normalleşmenin her iki ülkenin çıkarına olduğunu’ söylediğini aktardı.





Kremlin, “Genel olarak Rusya ve ABD liderleri arasındaki görüşme profesyonel ve samimiydi” dedi.





Kaynak: Avrıpa Forum


Devamı

Lübnan’da özellikle gençlerin işsizlik ve yoksulluk protestoları, OHAL’e rağmen devam ediyor


Lübnan’da özellikle gençlerin işsizlik ve yoksulluğa tepkisi, OHAL’e rağmen sokağa yansımaya devam ediyor. Pazartesi günü Beyrut, Trablus ve Sayda’da eylemler düzenlendi.





Lübnan’da var olan ekonomik krizin Kovid-19 salgınıyla derinleşmesi işsizlik ve yoksulluğu artırıyor. Özellikle gençlerin tepkisi sokağa yansımaya devam ediyor. Pazartesi başkent Beyrut, Trablus ve Sayda’da eylemler düzenlendi. Polis iki kentte de gençlere müdahale edince arbede yaşandı. Lübnan’da salgını kontrol altına almak gerekçesiyle 14 Ocak’ta 10 günlük olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmişti.





EN YOKSUL KENTTE EYLEMLER





Ülkenin ikinci büyük kenti Trablus’ta gençler, OHAL’i protesto etti. Ülkenin en yoksul bölgesi olan kuzey kesimindeki Trablus kentinde, hükümetin koronavirüs nedeniyle OHAL sürecini uzattığı 21 Ocak’tan beri küçük gruplar halinde gösteriler ve yürüyüşler düzenleniyor. Pazartesi yüzlerce kişi, gerçekleştirdikleri yürüyüşün ardından kentin farklı bölgelerinde yolları trafiğe kapatma eylemi yaptı. Akşam saatlerinde ise kentin merkezindeki hükümet binası önünde toplanan ve binayı taşlayan kitle, güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gazla müdahalesiyle karşılaştı. Göstericilerin de güvenlik güçlerine taşla karşılık vermesi üzerine bir süre devam eden arbedede 14 kişi yaralandı.





BEYRUT’TA DA PROTESTO





Başkent Beyrut’ta da bir grup, şehir merkezinde yönetimdeki siyasi güçleri mevcut ekonomik krizden sorumlu tutan çeşitli sloganlar eşliğinde protesto yürüyüşü yaptı. Daha sonra Beyrut’un orta kesimindeki Ring Köprüsü yolunu trafiğe kapatan eylemci grup, güvenlik güçleri gelinceye kadar bir süreliğine yolu trafiğe kapattı. Güneydeki Sayda kentinde de bir grup göstericinin düzenlediği protesto eyleminde, ülkedeki mevcut ekonomik krizden sorumlu tuttukları yöneticilerin alacağı kararları eleştiren sloganlar attı.





Kamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor. İşsizliğin yüzde 35’in, yoksulluğun yüzde 50’nin üzerinde olduğu Lübnan’da ülkeyi yöneten siyasi güçlere salgın öncesinden başlayan büyük tepki var.





Mezhepsel iş bölümüyle yönetilen ülkede, ayrıca, siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle 10 Ağustos’tan bu yana yeni hükümet kurulamıyor.Reklam





HOLLANDA’DA “KARANTİNA SAVAŞLARI”





Öte yandan Avrupa ülkesi Hollanda’da da 2. Dünya Savaşı sonrası ilk defa sokağa çıkma yasağı kararı alındı. Kararın ardından birçok kentte başlayan protestolar devam ediyor.





Amsterdam, Rotterdam, Haarlem, Geleen, Helmond, Zwolle, Amersfoort, Den Bosch ve Tilburg gibi birçok kentte eylemler yapılırken polis göstericilere karşı tazyikli su ve biber gazı kullandı. Gösteri yapan gruplar ise havai fişek ve taşlarla yanıt verdi. Bazı kentlerde araçların yakıldığı, mağaza camlarının kırıldığı ve yağma olaylarının yaşandığı bildirildi. Hollandalı yetkililer protestocu gruplara “İsyan etmek için isyan etmek” ve “hırsızlık” gibi suçlamalar yöneltilirken en az 240 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu.





Kovid-19 salgını gerekçesiyle bar ve restoranların ekim, okulların ve “temel ihtiyaç sağlamayan” mağazaların ise aralık ayında kapatıldığı Hollanda’da 23 Ocak’ta, ülke genelinde 21.00-04.30 saatlerinde sokağa çıkma kısıtlaması başlatılmıştı. Aynı gece Urk kentinde çıkan olaylarda koronavirüs test merkezi ateşe verilmişti. 24 Ocak’ta ise Amsterdam, Lahey ve Eindhoven başta olmak üzere 14 kentte benzer olaylar yaşanmış ve yüzlerce kişi gözaltına alınmıştı. Hollanda Polis Derneği yaptığı açıklamada, 40 yıldır bu denli şiddetli protestoların yaşanmadığını bildirmişti.





Kaynak: Emek News


Devamı